A
Admin
Yönetici
Yönetici
İrem Buse KIRKKAYALI - EGE TELGRAF/ Bodrum yarımadası onlarca koy ve sahiliyle ünlü ama bazı noktaları yalnızca tekneyle ulaşıldığı için bakirliğini hâlâ koruyor. İşte Akvaryum Koyu, halk arasında bilinen adıyla Adaboğazı, onlardan biri. Karadan hiçbir yol inmiyor; buraya ulaşmanın tek yolu sabah saatlerinde limandan kalkan günübirlik teknelere binmek. Tekne dalgaları yarıp koya girdiğinde suyun rengindeki değişimi hemen fark ediyorsun: koyun dışındaki koyu mavi, içerideyse cam gibi parlayan turkuaza dönüşüyor.
Burası neden “Akvaryum” diye anılıyor? Cevap çok basit: suyun berraklığı. Sabahın erken saatlerinde tekne demir attığında dipteki taşlar, yosunlar, küçük mercan yapıları ve balık sürüleri çıplak gözle seçilebiliyor. Görünürlük o kadar yüksek ki, denizin birkaç metre altındaki hayat bir camın arkasından izleniyormuş gibi net görünüyor. Bu berraklık, koya “Türkiye’nin akvaryumu” unvanını kazandırmış durumda.
Akvaryum Koyu, iki kara parçasının arasında yer aldığı için adeta doğal bir havuz. Açık denizden gelen rüzgâr ve dalgalar içeri giremiyor; bu da yüzeyi neredeyse her zaman sakin tutuyor. Çocuklar ve iyi yüzme bilmeyenler için güvenli bir alan yaratıyor. Kayalıkların kıvrımları rüzgârı kesiyor, kıyıdaki sular ise sanki bir göl kadar durgun oluyor. Özellikle sabah saatlerinde deniz çarşaf gibi; öğleye doğru rüzgâr artsa bile berraklık bozulmuyor.
Günübirlik tekne turları genellikle sabah saatlerinde Bodrum’dan kalkıyor ve birkaç koyda mola veriyor. Akvaryum Koyu çoğu tur için en özel duraklardan biri. Ancak öğle saatlerine yaklaşıldıkça koy kalabalıklaşıyor. Bu yüzden buranın tadını en iyi çıkaranlar sabah ilk mola anında burada olanlar oluyor. O saatlerde su daha sakin, balık sürüleri kıyıya daha yakın ve denizin altındaki renkler çok daha canlı. Sessizliği sevenler için en doğru an işte bu sabah saatleri.
Akvaryum Koyu’na gidenlerin en sık yaptığı şey şnorkel dalışı. Çünkü çıplak gözle bile net görünen sualtı, maske ve şnorkelle daha da büyüleyici bir hale geliyor. Kayaların arasından çıkan küçük balık sürüleri, yosunların arasında gizlenen yengeçler, deniz çayırlarının içinde dolaşan sarı–mavi balıklar… Hatta şanslıysan kayalıkların gölgesinde bir ahtapota bile rastlamak mümkün. Bu deneyim için yanına mutlaka maske ve şnorkel ekipmanı almak gerekiyor.
Koya ulaşım tekne turlarıyla sağlanıyor. Bodrum merkez, Bitez, Gümbet ve Turgutreis’ten kalkan tekneler genellikle 5–6 farklı koyda mola veriyor ve bunlardan en özeli Akvaryum oluyor. Turların fiyatları sezona göre değişse de genellikle makul seviyede; öğle yemeği çoğu teknede fiyata dahil. Bu yüzden hem deniz keyfi hem de yemekle birlikte dolu dolu bir gün geçirmek mümkün. Çoğu turda Akvaryum Koyu’nda en az bir saatlik duraklama yapılıyor; yüzmek, şnorkel yapmak ve fotoğraf çekmek için bu süre fazlasıyla yetiyor.
Öğleye doğru koya giren tekne sayısı artıyor. O yüzden suyun üzerinde daha çok insan oluyor, kıyıdaki sessizlik biraz bozuluyor. Ancak deniz o kadar geniş ki, kalabalık dağılıyor ve sıkışıklık hissi yaratmıyor. Öğleden sonra da rüzgâr arttığı için serinlik arayanlar için deniz çok daha ferah hale geliyor. Yine de koyun büyülü atmosferini tam anlamıyla yaşamak isteyenlere sabah saatleri tavsiye ediliyor.
Tekneler koydan ayrılıp limana dönerken, akşamüstü ışıkları denizin rengini değiştiriyor. Turkuaz suyun üzerine altın yansımalar düşüyor, kayalıkların gölgeleri daha belirginleşiyor. Arkanda bıraktığın manzara adeta bir tablo gibi hafızana kazınıyor. Gün batımında Akvaryum’dan çıkmak, bir masalı yarıda bırakmak gibi hissettirse de, geriye unutulmaz kareler kalıyor.
Ne kıyıdan kolay ulaşabileceğin Bodrum plajlarına benziyor ne de işletme gürültüsüyle dolu beach club’lara… Akvaryum Koyu, yalnızca tekneyle ulaşılan, cam gibi berraklığıyla büyüleyen, şnorkelle suyun altındaki rengârenk dünyayı açan bir doğa harikası. Burada geçirilen birkaç saat bile bütün bir tatilin aklında en özel hatıra olarak kalıyor.
ADININ HAKKINI VEREN BERRAKLIK
Burası neden “Akvaryum” diye anılıyor? Cevap çok basit: suyun berraklığı. Sabahın erken saatlerinde tekne demir attığında dipteki taşlar, yosunlar, küçük mercan yapıları ve balık sürüleri çıplak gözle seçilebiliyor. Görünürlük o kadar yüksek ki, denizin birkaç metre altındaki hayat bir camın arkasından izleniyormuş gibi net görünüyor. Bu berraklık, koya “Türkiye’nin akvaryumu” unvanını kazandırmış durumda.
DOĞAL SİPER VE HUZURLU YÜZME ALANI
Akvaryum Koyu, iki kara parçasının arasında yer aldığı için adeta doğal bir havuz. Açık denizden gelen rüzgâr ve dalgalar içeri giremiyor; bu da yüzeyi neredeyse her zaman sakin tutuyor. Çocuklar ve iyi yüzme bilmeyenler için güvenli bir alan yaratıyor. Kayalıkların kıvrımları rüzgârı kesiyor, kıyıdaki sular ise sanki bir göl kadar durgun oluyor. Özellikle sabah saatlerinde deniz çarşaf gibi; öğleye doğru rüzgâr artsa bile berraklık bozulmuyor.
SABAHIN İLK MOLASI
Günübirlik tekne turları genellikle sabah saatlerinde Bodrum’dan kalkıyor ve birkaç koyda mola veriyor. Akvaryum Koyu çoğu tur için en özel duraklardan biri. Ancak öğle saatlerine yaklaşıldıkça koy kalabalıklaşıyor. Bu yüzden buranın tadını en iyi çıkaranlar sabah ilk mola anında burada olanlar oluyor. O saatlerde su daha sakin, balık sürüleri kıyıya daha yakın ve denizin altındaki renkler çok daha canlı. Sessizliği sevenler için en doğru an işte bu sabah saatleri.
ŞNORKELLE ALTTAKİ RENKLİ DÜNYA
Akvaryum Koyu’na gidenlerin en sık yaptığı şey şnorkel dalışı. Çünkü çıplak gözle bile net görünen sualtı, maske ve şnorkelle daha da büyüleyici bir hale geliyor. Kayaların arasından çıkan küçük balık sürüleri, yosunların arasında gizlenen yengeçler, deniz çayırlarının içinde dolaşan sarı–mavi balıklar… Hatta şanslıysan kayalıkların gölgesinde bir ahtapota bile rastlamak mümkün. Bu deneyim için yanına mutlaka maske ve şnorkel ekipmanı almak gerekiyor.
GÜNÜBİRLİK TURLAR VE FİYATLAR
Koya ulaşım tekne turlarıyla sağlanıyor. Bodrum merkez, Bitez, Gümbet ve Turgutreis’ten kalkan tekneler genellikle 5–6 farklı koyda mola veriyor ve bunlardan en özeli Akvaryum oluyor. Turların fiyatları sezona göre değişse de genellikle makul seviyede; öğle yemeği çoğu teknede fiyata dahil. Bu yüzden hem deniz keyfi hem de yemekle birlikte dolu dolu bir gün geçirmek mümkün. Çoğu turda Akvaryum Koyu’nda en az bir saatlik duraklama yapılıyor; yüzmek, şnorkel yapmak ve fotoğraf çekmek için bu süre fazlasıyla yetiyor.
ÖĞLEDEN SONRAKİ HAREKETLİ SAATLER
Öğleye doğru koya giren tekne sayısı artıyor. O yüzden suyun üzerinde daha çok insan oluyor, kıyıdaki sessizlik biraz bozuluyor. Ancak deniz o kadar geniş ki, kalabalık dağılıyor ve sıkışıklık hissi yaratmıyor. Öğleden sonra da rüzgâr arttığı için serinlik arayanlar için deniz çok daha ferah hale geliyor. Yine de koyun büyülü atmosferini tam anlamıyla yaşamak isteyenlere sabah saatleri tavsiye ediliyor.
GÜN BATIMINDA GERİYE BAKIŞ
Tekneler koydan ayrılıp limana dönerken, akşamüstü ışıkları denizin rengini değiştiriyor. Turkuaz suyun üzerine altın yansımalar düşüyor, kayalıkların gölgeleri daha belirginleşiyor. Arkanda bıraktığın manzara adeta bir tablo gibi hafızana kazınıyor. Gün batımında Akvaryum’dan çıkmak, bir masalı yarıda bırakmak gibi hissettirse de, geriye unutulmaz kareler kalıyor.
BODRUM’UN GİZLİ AKVARYUMU
Ne kıyıdan kolay ulaşabileceğin Bodrum plajlarına benziyor ne de işletme gürültüsüyle dolu beach club’lara… Akvaryum Koyu, yalnızca tekneyle ulaşılan, cam gibi berraklığıyla büyüleyen, şnorkelle suyun altındaki rengârenk dünyayı açan bir doğa harikası. Burada geçirilen birkaç saat bile bütün bir tatilin aklında en özel hatıra olarak kalıyor.