A
Admin
Yönetici
Yönetici
GÜNDEME BAKIŞ - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanlığının düzenlediği alternatif 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamasında açıklamada bulundu. “CHP’li olmanın en temel ihtiyacının aynı idealde, aynı amaçta birlikte olmak, bir arada olmak olduğunu bilen insanlar olarak buradayız” diyen Tugay şunları kaydetti:
Tarihimizin en büyük muzafferlerinden biri olan 30 Ağustos’un 103. Yıldönümünde o gün kazanılmış olan zaferin gururunu hala en kuvvetli şekilde hisseden Cumhuriyet mücadelesini, özgürlük mücadelesini bugünkü siyasi yapısı olan Kuvayı Milli’nin devamı olan CHP’ye ve örgütüne bu bayram kutlu olsun. Ben büyükşehir belediye başkanınız olarak, bana bu şehrin en önemli görevlerinden birisini sorumluluk olarak vermiş örgütüme şunları söylemek isterim, milletimizin bize ihtiyacı var, ne kadar çok insanın ailesinden doğduğu andan itibaren haksızlıklara, adaletsizliklere maruz kaldığını düşünün. Bu devletin imkanlarından eşit yararlanamayan o insanlar başta olmak üzere emeğinin karşılığını alamamış, çalışsa da istediği yere gelememiş, onlarca yıl görev yapmış olmasana rağmen hak ettiği emekliliği huzur içinde yaşayamayan bugün okullarda okurken geleceğine dair hayal kurmakta, umut etmekte zorluk yaşayan açıkçası bir eli yağda bir eli balda olup da dünyanın nimetlerinden umarsızca yararlanıp ülkesini düşünmeyenler bir tarafa, milletin geri kalanının yüzde 90’ı diyebileceğim kitlenin umudu bizi, sizlersiniz, CHP’lilerdir. Bu öylesine söylenmiş bir söz değil Bugünden tezi yok, her ne yapacaksak bu halk için yapacağız. Zamanında partimizin kurucusu, Cumhuriyeti kurup bize emanet eden o büyük insanın hayali, bu ülke demokratik bir ülke olacak. Kendini kimin yöneteceğine kendi karar verecek. Bunun için demokrasiyi işletecek demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ve demişti ki; ‘Bu ülkenin vatandaşlarının her biri, her ferdi vatandaş olarak eşit haklara sahiptir. Devlet sosyal devlet olacak. Çalışan insanın işçisinden, çiftçisinden, memurundan, öğretmeninden herkesin emeğinin karşılığını aldığı, devletin de kimsesizlerin kimsesi olduğu bir devlet olacak burası demişti.
Devletin dini olmaz, devletin dini adalettir, kim hangi dinden olursa olsun, inancını özgürce yaşayacak ama devlet herhangi bir inanç grubuna özel olarak destek sağlamayacak, laik olacak demişti Türkiye Cumhuriyeti. Dünya, çağdaş dünya bilimi bir tarafına, sanatı kültürü bir tarafına alıp o günün dünyasının gereklerini yerine getiren, ihtiyaçlarını halkına temin etmiş muasır medeniyet seviyesinde olacak bu ülke demişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin kadınları erkeklere göre daha düşük haklara sahip olmayacak, ikinci sınıf insan olmayacak demişti. Eşitlik olacak demişti. Birçok gelişmiş ülkeden önce kadınlara seçme seçilme hakkını vermişti. O güzel insan, o mavi gözlü güzel insan bizim yaşamımız boyunca önderimiz olmuş, bundan sonra da olacak insan. Lafla söylenmiş değil iliklerimize kadar hissederek bu görevi yerine getireceğiz. O mücadelenin devamını getireceğiz.
Bu bir seçim kazanmak değil ülkeye sahip çıkma mücadelesi. Bundan asla geri adım atmayacağız. Bizi bölmek isteyen aramıza nifak sokmak isteyen, herhangi birimize iftira atarak, damgalayarak, yandaş medyasına propaganda yaparak bizi bölmeye çalışanlar inat daha fazla birlikte olacağız. Ben halktan gelen, halkın içinden gelen bir insanım. Ben öğretmen çocuğuyum. Ben çocukken pazarcılık yaptım, çıraklık yaptım, yokluk ve yoksulluk yaşadım. Gurur duyuyorum .Ama bizler ülkesini seven, her ferdine saygılı, cumhuriyete inanan İnşalar olarak yaşadık. Onurumuzdan bir gram vermedik. Ben ve benim gibi herkes konaklarda büyümedi, pamuklara sarılıp bu noktalara getirilmedi. Kimse kariyeri için burada değil, millet için burada. 30 Ağustos dünyanın ve Türkiye’nin en büyük zaferlerindendir, bu zaferi kazanan bir ordu var. her biri çıplak ayakla, bir öğün hoşaf içtiği ya da ekmek yedi. Günlerce uykusuz kaldı. Çoluğunu çocuğunu evinde bırakarak savaş meydanında bir araya gelmiş onurlu binlerce vatan evladı var. O zafer onların ama şunu unutmayalım. Ordunun başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bu milletin bağrından yetişmiş ülkesini milletini sevmiş, en az uyumuş, en fazla aç kalmış, en fazla yorulmuş o büyük lider olmasaydı o ordunun galip gelmesi mümkün olmayacaktı. O nedenle biz Atatürk’e daha fazla minnet borçluyuz. Bize canını veren herkes bizim kahramanımız ama o orduya Atatürk liderlik yaptığı için zafer kazanıldı. Bugün bilin ki bu ülke milyonlarca kahramanın yaşadığı ülke. Hepsi mücadele için hazır. Hepsi biliyor ki bu ülkeyi içinde bulunduğu zorluklardan gene milletin azmi kurtaracak. Ama CHP, bu millete önderlik edecek insanları içinden çıkartması gereken örgüttür. Bunu siz yapabilirsin. Liyakate baktığınızda hak edene hak ettiği gibi baktığınızda yapabilirsiniz.
Bize yüklenen bu sorumluluğu unutmayalım. Milletimizin bize ihtiyacı var. Ben size inanıyorum; saçma sapan iftira ve ithamlara maruz kaldım, sadece güldüm geçtim. Benim neyin mücadelesini verdiğimi bilen biliyor. Ben 15 yıllık üyeyim, caddelerde bir tane fotoğraf çektirmeden mücadele ettiğimi bilen biliyor. Benim partiye, partinin kurucularına, emeğini değil hayatını ortaya koymuş insanlara yanlış yapmam mümkün mü? Mesele ne benim ne de başkasıdır. Biz bu mücadelenin neferiyiz. Her bir ferdi Türkiye vatandaşı olmaktan gurur duyduğu, kendisine başka ülkelerde gelecek aramadığı, hakkımı alamadım demediği ülkeyi kurana kadar başımız dik alnımız açık mücadeleye devam edeceğiz
“MİLLETİMİZİN BİZE İHTİYACI VAR”
Tarihimizin en büyük muzafferlerinden biri olan 30 Ağustos’un 103. Yıldönümünde o gün kazanılmış olan zaferin gururunu hala en kuvvetli şekilde hisseden Cumhuriyet mücadelesini, özgürlük mücadelesini bugünkü siyasi yapısı olan Kuvayı Milli’nin devamı olan CHP’ye ve örgütüne bu bayram kutlu olsun. Ben büyükşehir belediye başkanınız olarak, bana bu şehrin en önemli görevlerinden birisini sorumluluk olarak vermiş örgütüme şunları söylemek isterim, milletimizin bize ihtiyacı var, ne kadar çok insanın ailesinden doğduğu andan itibaren haksızlıklara, adaletsizliklere maruz kaldığını düşünün. Bu devletin imkanlarından eşit yararlanamayan o insanlar başta olmak üzere emeğinin karşılığını alamamış, çalışsa da istediği yere gelememiş, onlarca yıl görev yapmış olmasana rağmen hak ettiği emekliliği huzur içinde yaşayamayan bugün okullarda okurken geleceğine dair hayal kurmakta, umut etmekte zorluk yaşayan açıkçası bir eli yağda bir eli balda olup da dünyanın nimetlerinden umarsızca yararlanıp ülkesini düşünmeyenler bir tarafa, milletin geri kalanının yüzde 90’ı diyebileceğim kitlenin umudu bizi, sizlersiniz, CHP’lilerdir. Bu öylesine söylenmiş bir söz değil Bugünden tezi yok, her ne yapacaksak bu halk için yapacağız. Zamanında partimizin kurucusu, Cumhuriyeti kurup bize emanet eden o büyük insanın hayali, bu ülke demokratik bir ülke olacak. Kendini kimin yöneteceğine kendi karar verecek. Bunun için demokrasiyi işletecek demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ve demişti ki; ‘Bu ülkenin vatandaşlarının her biri, her ferdi vatandaş olarak eşit haklara sahiptir. Devlet sosyal devlet olacak. Çalışan insanın işçisinden, çiftçisinden, memurundan, öğretmeninden herkesin emeğinin karşılığını aldığı, devletin de kimsesizlerin kimsesi olduğu bir devlet olacak burası demişti.
“DEVLETİN DİNİ ADALETTİR”
Devletin dini olmaz, devletin dini adalettir, kim hangi dinden olursa olsun, inancını özgürce yaşayacak ama devlet herhangi bir inanç grubuna özel olarak destek sağlamayacak, laik olacak demişti Türkiye Cumhuriyeti. Dünya, çağdaş dünya bilimi bir tarafına, sanatı kültürü bir tarafına alıp o günün dünyasının gereklerini yerine getiren, ihtiyaçlarını halkına temin etmiş muasır medeniyet seviyesinde olacak bu ülke demişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin kadınları erkeklere göre daha düşük haklara sahip olmayacak, ikinci sınıf insan olmayacak demişti. Eşitlik olacak demişti. Birçok gelişmiş ülkeden önce kadınlara seçme seçilme hakkını vermişti. O güzel insan, o mavi gözlü güzel insan bizim yaşamımız boyunca önderimiz olmuş, bundan sonra da olacak insan. Lafla söylenmiş değil iliklerimize kadar hissederek bu görevi yerine getireceğiz. O mücadelenin devamını getireceğiz.
“SEÇİM DEĞİL ÜLKE MÜCADELESİ”
Bu bir seçim kazanmak değil ülkeye sahip çıkma mücadelesi. Bundan asla geri adım atmayacağız. Bizi bölmek isteyen aramıza nifak sokmak isteyen, herhangi birimize iftira atarak, damgalayarak, yandaş medyasına propaganda yaparak bizi bölmeye çalışanlar inat daha fazla birlikte olacağız. Ben halktan gelen, halkın içinden gelen bir insanım. Ben öğretmen çocuğuyum. Ben çocukken pazarcılık yaptım, çıraklık yaptım, yokluk ve yoksulluk yaşadım. Gurur duyuyorum .Ama bizler ülkesini seven, her ferdine saygılı, cumhuriyete inanan İnşalar olarak yaşadık. Onurumuzdan bir gram vermedik. Ben ve benim gibi herkes konaklarda büyümedi, pamuklara sarılıp bu noktalara getirilmedi. Kimse kariyeri için burada değil, millet için burada. 30 Ağustos dünyanın ve Türkiye’nin en büyük zaferlerindendir, bu zaferi kazanan bir ordu var. her biri çıplak ayakla, bir öğün hoşaf içtiği ya da ekmek yedi. Günlerce uykusuz kaldı. Çoluğunu çocuğunu evinde bırakarak savaş meydanında bir araya gelmiş onurlu binlerce vatan evladı var. O zafer onların ama şunu unutmayalım. Ordunun başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bu milletin bağrından yetişmiş ülkesini milletini sevmiş, en az uyumuş, en fazla aç kalmış, en fazla yorulmuş o büyük lider olmasaydı o ordunun galip gelmesi mümkün olmayacaktı. O nedenle biz Atatürk’e daha fazla minnet borçluyuz. Bize canını veren herkes bizim kahramanımız ama o orduya Atatürk liderlik yaptığı için zafer kazanıldı. Bugün bilin ki bu ülke milyonlarca kahramanın yaşadığı ülke. Hepsi mücadele için hazır. Hepsi biliyor ki bu ülkeyi içinde bulunduğu zorluklardan gene milletin azmi kurtaracak. Ama CHP, bu millete önderlik edecek insanları içinden çıkartması gereken örgüttür. Bunu siz yapabilirsin. Liyakate baktığınızda hak edene hak ettiği gibi baktığınızda yapabilirsiniz.
“NEYİN MÜCADELESİNİ VERDİĞİMİ BİLEN BİLİYOR”
Bize yüklenen bu sorumluluğu unutmayalım. Milletimizin bize ihtiyacı var. Ben size inanıyorum; saçma sapan iftira ve ithamlara maruz kaldım, sadece güldüm geçtim. Benim neyin mücadelesini verdiğimi bilen biliyor. Ben 15 yıllık üyeyim, caddelerde bir tane fotoğraf çektirmeden mücadele ettiğimi bilen biliyor. Benim partiye, partinin kurucularına, emeğini değil hayatını ortaya koymuş insanlara yanlış yapmam mümkün mü? Mesele ne benim ne de başkasıdır. Biz bu mücadelenin neferiyiz. Her bir ferdi Türkiye vatandaşı olmaktan gurur duyduğu, kendisine başka ülkelerde gelecek aramadığı, hakkımı alamadım demediği ülkeyi kurana kadar başımız dik alnımız açık mücadeleye devam edeceğiz